İşlem yapılıyor. Lütfen bekleyiniz.
SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ
Yan Menü
Avrupa Birliği ve Türkiye

AVRUPA BİRLİĞİ ve TÜRKİYE

 

AVRUPA BİRLİĞİNİN TARİHÇESİ

 

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)

Birleşmiş Avrupa ülküsünün, gerçek bir siyasi projeye dönüşüp ülkelerin hükümet politikalarında uzun vadeli bir hedef haline gelmesi ile birlikte Avrupa Devletleri, kömür ve çelik üretiminde alınan kararları bağımsız ve uluslarüstü bir kuruma devretme çalışmalarını başlatmış, ortak kömür ve çelik üretiminin sağlanması ve bu örgütlenmenin tüm Avrupa devletlerinin katılımına açılması amacıyla 1951 yılında, Belçika, Federal Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollanda'dan oluşan 6 üye ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) kurulmuştur. Avrupa’da tek bir kurumsal çerçevenin oluşum süreci söz konusu topluluk ile başlamıştır.

Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)

Altı üye devlet, işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk kurulması, böylece, kömür ve çeliğin yanı sıra diğer sektörlerde de ekonomik birliği kurulması, malların, işgücünün, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaştığı bir ortak pazarın kurulması ve en nihayetinde siyasi bütünlüğe gidilmesi amacıyla, 1958'de Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) kurmuştur.

Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM)

Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) 1958 tarihinde nükleer enerjinin güvenli biçimde kullanılmasının sağlanması ve üye devletlerin araştırma programlarının koordine edilmesi amacıyla kurulmuştur.

Avrupa Toplulukları

1965 yılında, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu için tek bir konsey ve tek bir komisyon oluşturularak, bu topluluklar, Avrupa Toplulukları adı altında anılmaya başlanmıştır.

Gümrük Birliği

Mamul mallarda gümrük vergileri 1 Temmuz 1968'de kaldırılmıştır.

1.Genişleme Dalgası

Birleşik Krallık, Danimarka ve İrlanda 1973'te Avrupa Topluluğu’na üye olmuştur. Topluluk 1981'de Yunanistan'ın, 1986'da da İspanya ve Portekiz'in katılmalarıyla güneye doğru genişlemiş, böylece üye sayısı 12'ye ulaşmıştır.

Maastricht Antlaşması ve Avrupa Birliği

Maastricht Antlaşması, diğer adıyla Avrupa Birliği Antlaşması, 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Antlaşma ile 1999'a kadar parasal birliğin tamamlanmasına, Avrupa vatandaşlığının oluşturulmasına ve ortak dış ve güvenlik ile adalet ve içişlerinde işbirliği politikalarının meydana getirilmesine karar verilmiştir.

2.Genişleme Dalgası

1995 yılında, Avusturya, Finlandiya İsveç'in katılımıyla, Avrupa Birliği'nin üye sayısı 15'e yükselmiştir.

Ekonomik ve Parasal Birlik

Avrupa ortak para birimi olan Euro, 1 Ocak 2002 tarihinde resmen tedavüle girerek, 12 ülkede kullanılmaya başlanmıştır.

Son Genişleme Dalgaları

Çek Cumhuriyeti, Estonya, GKRY, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya olmak üzere 10 ülke Avrupa Birliği'ne katılmıştır. 2007 yılında, Bulgaristan ve Romanya'nın katılımıyla AB'nin üye sayısı 27'ye yükselmiştir. 2013 yılında Hırvatistan'ın katılımıyla Avrupa Birliği Üye Devlet sayısı 28'e ulaşmıştır.

Üye Devletler

Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, GKRY, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, Yunanistan.

 

TÜRKİYE - AB İLİŞKİLERİNİN TARİHÇESİ

Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra Türkiye, 31 Temmuz 1959'da Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur. AET Bakanlar Konseyi, Türkiye'nin yapmış olduğu başvuruyu kabul ederek üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması imzalanmasını önermiş ve söz konusu anlaşma (Ankara Anlaşması) “Türkiye ekonomisinin hızlı kalkınmasını ve Türk halkının istihdam düzeyinin ve yaşam koşullarının yükseltilmesini sağlama gereğini göz önünde bulundurarak, taraflar arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri aralıksız ve dengeli olarak güçlendirmeyi özendirmek” amacı ile 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanmış ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ankara Anlaşması, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin hukuki temelini oluşturmaktadır.

 “Ankara Anlaşması” hakkında detaylı bilgi için: http://www.ab.gov.tr/files/ardb/ankara_anlasmasi.pdf

 

TÜRKİYE KATILIM MÜZAKERELERİ

Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanlarının 17 Aralık 2004 tarihli zirvesinde aldığı karar doğrultusunda 3 Ekim 2005 tarihinde Lüksemburg'ta yapılan Hükümetlerarası Konferans (HAK) ile Türkiye resmen AB'ye katılım müzakerelerine başlamıştır.

3 Ekim 2005 tarihinde başlayan Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri ile aynı tarihte, müzakerelerin usul ve esaslarını belirleyen "Müzakere Çerçeve Belgesi" de kabul edilmiştir. Türkiye’nin AB Katılım Müzakereleri, Müzakere Çerçeve Belgesi kapsamında, 35 fasıl üzerinden yürütülmektedir ve toplumsal yaşamın hemen her alanını kapsamaktadır.

Söz konusu belge incelendiğinde, müzakerelerin 3 temel unsur üzerinden yürütüleceği görülmektedir.

  • Kopenhag siyasi kriterlerinin istisnasız olarak uygulanması, siyasi reformların derinleştirilmesi ve içselleştirilmesi,
  • AB Müktesebatının üstlenilmesi ve uygulanması,
  • Sivil toplum diyalogunun güçlendirilmesi ve bu çerçevede hem AB ülkelerinin kamuoylarına, hem de Türkiye kamuoyuna yönelik olarak bir iletişim stratejisinin yürütülmesi.

 

KATILIM MÜZAKERELERİNDE MEVCUT DURUM

Müzakerelerin ilk aşamasını tarama toplantıları oluşturmaktadır. İlk tarama toplantısı 20 Ekim 2005'de "Bilim ve Araştırma" faslı için, son tarama toplantısı da 13 Ekim 2006'da "Yargı ve Temel Haklar" faslı için yapılmıştır.

Tarama süreci devam ederken, 12 Haziran 2006'da Hükümetlerarası Konferans'ta (HAK), "Bilim ve Araştırma" faslı için müzakereler açılmış ve fasıl geçici olarak kapanmıştır. Müzakerelere açılan ilk fasıl Bilim ve Araştırma faslı olmakla birlikte bu güne kadar toplam 15 Fasıl müzakerelere açılmıştır.

Müzakereye Açılan 15 Fasıl:

 25) Bilim ve Araştırma (müzakerelere geçici olarak kapanmıştır)(Avusturya, 12.06.2006)

20) İşletme ve Sanayi Politikası (Almanya, 29.03.2007)

18) İstatistik (Almanya, 26.06.2007)

32) Mali Kontrol (Almanya, 26.06.2007)

21) Trans-Avrupa Ağları (Portekiz, 19.12.2007)

28) Tüketicinin ve Sağlığın Korunması (Portekiz, 19.12.2007)

  6)   Şirketler Hukuku (Slovenya, 17.06.2008)

  7)   Fikri Mülkiyet Hukuku (Slovenya, 17.06.2008)

  4)   Sermayenin Serbest Dolaşımı (Fransa, 19.12.2008)

10)  Bilgi Toplumu ve Medya (Fransa, 19.12.2008)

16)  Vergilendirme (Çek Cumhuriyeti, 30.06.2009)

27)  Çevre (İsveç, 21.12.2009)

12)  Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı (İspanya, 30.06.2010)

22)  Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu (Litvanya,05.11.2013)

17)  Ekonomik ve Parasal Politika (Lüksemburg, 14.12.2015)

 

İLERLEME RAPORLARI

Komisyon, aday ülkenin müktesebata uyum alanında kaydettiği ilerlemeleri veya bu alanda gözlemlediği eksiklileri yıllık bazda ilerleme raporlarıyla değerlendirmektedir. Komisyon, ilerleme raporlarının oluşturulması safhasında, aday ülke nezdindeki AB Delegasyonu'ndan, sivil toplum kuruluşlarından ve aday ülkenin kamu kurumlarından resmi olarak elde ettiği geri bildirimlerden istifade eder.

Türkiye olarak adaylık statüsü kazanılmasıyla beraber yıllık bazda "İlerleme Raporu" hazırlanmaya başlanmıştır.

 

“Türkiye Düzenli 2015 Yılı İlerleme Raporu” hakkında detaylı bilgi için:

http://www.ab.gov.tr/files/000files/2015/11/2015_turkiye_raporu.pdf

 

ULUSAL PROGRAMLAR

Ülke mevzuatının ilgili AB müktesebatı ile uyumlaştırılması hususunun Türkiye'de hangi kurumlar tarafından, hangi vadelerde, nasıl bir kurumsal yapılanma çerçevesinde ve hangi mali kaynaklar kullanılarak yapılacağı Ulusal Program'da detaylı olarak verilir.

 

“Türkiye 2008 Yılı Ulusal Programı” hakkında detaylı bilgi için:

http://www.ab.gov.tr/index.php?p=42260&l=1

 

AB’YE KATILIM İÇİN ULUSAL EYLEM PLANI

“Avrupa Birliği’ne Katılım için Ulusal Eylem Planı” hakkında detaylı bilgi için:

http://www.ab.gov.tr/files/5%20Ekim/ulusal_eylem_plani__yeni.pdf

 

TÜRKİYE – AB İLETİŞİM STRATEJİSİ

“Türkiye’nin Yeni Avrupa Birliği İletişim Stratejisi” 6 Ekim 2014 tarihinde Brüksel’de düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklanmıştır.

Türkiye’ye ilişkin doğru resme bakılması ve Türkiye ile AB kamuoylarında Türkiye’nin AB üyeliğine desteğin artırılması amacıyla hazırlanan İletişim Stratejisi’nin yurt içi ve yurt dışı olmak üzere iki boyutu bulunmaktadır.

İletişim Stratejisi’nin yurt içi iletişim boyutu, halkımızın AB’ye katılım sürecinin ülkemiz için bir çağdaşlaşma ve demokratikleşme projesi olduğuna ve her alanda yaşam standartlarını yükselteceğine ilişkin inancını güçlendirmeyi ve reformlara olan desteğini artırmayı hedeflemektedir. İletişim Stratejisi’nin yurt dışı boyutu ise, AB kamuoyunda ülkemize ilişkin olgu ile algının örtüşmesini sağlamayı, karşılıklı güveni yeniden oluşturmayı ve AB sürecindeki kararlılık, özgüven ve samimiyetimizi ön plana çıkarmayı amaçlamaktadır.

İletişim Stratejisi’nin temel hedef kitlesini Türk ve AB vatandaşları oluşturmaktadır. Uluslararası, ulusal ve yerel kuruluşlar, sivil toplum, üniversiteler, iş dünyası, medya ve siyasi aktörler bu süreçteki birincil paydaşlar olacaktır.

İletişim Stratejisi toplumun bütün kesimlerinin görüşleri alınarak zenginleştirilecek, kısa ve orta vadeli öncelikler çerçevesinde katılımcı bir anlayış ile uygulanacaktır.

 

“Türkiye’nin Yeni Avrupa Birliği İletişim Stratejisi” hakkında detaylı bilgi için:

http://www.ab.gov.tr/files/000etkinlikler/2014/10/abis_kapak_eklenmis_3.pdf

http://www.ab.gov.tr/files/strateji/abis_tr1.pdf

 

TÜRKİYE – AB MALİ İŞBİRLİĞİ

28 üyeli Avrupa Birliği (AB), insan hakları ve pazar ekonomisi konusunda ortak değerleri paylaşan ülkelerden oluşmaktadır. Gerek bu ülkelerin iç ekonomik ve sosyal gelişmelerine destek olmak gerekse ülkelerarası gelişmişlik düzeyini dengelemek amacıyla hibe ya da kredi şeklindeki çeşitli mali araçlar halinde önemli miktarlarda kaynak harcamaktadır. AB, aynı zaman gerekli gördüğü hallerde üçüncü ülkelere de mali yardımlarda bulunmaktadır.

Bunların yanı sıra, AB’ye üye olmak için başvuran ve resmi olarak adaylığı tanınmış ülkelere de özel mali destekler verilmektedir. 1999 yılı Helsinki Zirvesinde adaylık statüsü kazanan Türkiye ile birlikte mevcut adaylar katılım öncesi yardım adı verilen artırılmış bir mali yardımdan faydalanmaktadır. Ayrıca henüz adaylık statüsü kazanmamış olup Avrupa’da yer alan ve adaylığı çok kısa vadede muhtemel görülen potansiyel aday ülkeler de aynı mali yardım kapsamına girmektedir. Söz konusu yardımlar, ülkelere AB üyeliği sürecinde AB müktesebatına uyum ve uygulama yönünde ülke tarafından alınması gereken siyasi, ekonomik, yasal ve idari tedbirler için mali kaynak sunmaktadır.

 

AVRUPA BİRLİĞİ – TÜRKİYE İLİŞKİLERİ VE KOBİ’LER

“Türkiye Düzenli 2015 Yılı İlerleme Raporu”

4.20. Fasıl 20: İşletme ve Sanayi Politikası

AB sanayi politikası rekabetçiliği artırmakta, yapısal değişimi hızlandırmakta ve işletmeler için küçük ve orta ölçekli işletmeleri teşvik eden elverişli ortamı desteklemektedir.

Türkiye, işletme ve sanayi politikası alanında oldukça hazırlıklıdır. Yeni sanayi stratejisi, KOBİ stratejisi, girişimcilik stratejisi ve birçok sektör stratejisinin kabul edilmesiyle geçen yıl politika oluşturma konusunda ilerlemeler kaydedilmiştir. Ancak, AB sanayi politikası ilkeleriyle uyumlu olmayan kısıtlayıcı araçlar mevcuttur. Gelecek yıl, Türkiye'nin özellikle:

  • Avrupa Küçük İşletmeler Yasası sürecinin sonuçlarını ve kısa bir süre önce kabul edilen stratejiler ile eylem planlarının gözden geçirilmesini takiben politika uyumunu artırması gerekmektedir.

İşletme ve sanayi politikası ilkeleri ile ilgili olarak, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı güncellenmiş olan 2015-2018 Sanayi Stratejisini kabul etmiştir. Ayrıca, söz konusu döneme ilişkin küçük ve orta ölçekli işletme stratejisi ve eylem planı da yenilenmiştir. Bunun yanı sıra, girişimcilik, kamu-sanayi-üniversite işbirliği ve verimlilik konularında yatay stratejiler yayımlanmıştır.

İşletme ve sanayi politikası araçları ile ilgili olarak, yeni bir “sanayi işbirliği programında” yenilik, teknoloji transferi ve yerlileştirmeyi içeren ve 7,5 milyon avroyu aşan kamu alımlarında bir offset imkânı sunulmaktadır. Bu durum, yabancı teklif sahiplerinin ortak üretim ve yatırımda Türk Şirketleri ile işbirliği kurmasını ve/veya Türk Şirketlerinin kendi tedarik zincirlerine entegrasyonunu zorunlu kılmaktadır. Söz konusu kısıtlayıcı araçlar AB sanayi politikası ilkeleriyle uyumlu değildir. Türkiye, sanayi ve teknoloji geliştirme bölgelerine geniş çapta destek vermeyi sürdürmektedir.

Türkiye'de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve bağlı kuruluşları TÜBİTAK (Ar-Ge ve teknoloji) ile KOSGEB (KOBİ gelişimi) ve Ekonomi, Kalkınma ve Maliye Bakanlıkları tarafından yürütülen birçok kamu destek programı bulunmaktadır. Ancak, söz konusu programlar kapsamlı bir çerçevede yer almamaktadır. KOBİ'ler mevcut iş kredilerinin %39'unu kullanmaktadır ve bu oran hâlâ ekonomideki paylarının altındadır. Girişim sermayesine olan bağımlılık düşük düzeyde olsa da artış göstermektedir. Türkiye COSME programına katılım sağlamaktadır ve yeni Avrupa İşletmeler Ağını kurmuştur. Hâlihazırda Küçük İşletmeler Yasası'nı (KİY) değerlendirme çalışmasında yer almaktadır. İlk sonuçlar, Türkiye'nin bir dizi alanda iyi bir performans sergilediğini teyit etmektedir. Endüstriyel tasarım, fikri mülkiyet hakları, coğrafi işaretler, biyoteknoloji, tekstil, hazır giyim ve deri ürünler, tıbbi ilaçlar, bilgi toplumu ve geri dönüşüme ilişkin stratejiler kabul edilmiştir ve uygulamaya konulduğunda sanayide bir ivme yaratması beklenmektedir.

 

TÜRKİYE – AB İLETİŞİM STRATEJİSİ

Katılım sürecinde Avrupa Birliği tarafından ülkemize sağlanan AB mali kaynakları da etkin olarak kullanılacaktır. Bu çerçevede, Türkiye’nin 2014-2020 döneminde yararlanacağı Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamında yaklaşık 180 milyon Avro tutarında kaynak sivil toplumun ve sivil toplum diyaloğunun güçlendirilmesi için ayrılmıştır. Yürütülen projeler aracılığıyla vatandaşlarımız ile AB vatandaşları arasında diyalog yaratmada etkin bir rol oynayan Erasmus+ Programı da iletişim faaliyetleri için önemli bir araç olacaktır. Bu çerçevede, 2014-2020 döneminde Türkiye tarafından Erasmus+ Programı kapsamında kullanılacak yaklaşık 900 milyon Avro Türk ve AB vatandaşları arasındaki etkileşimin güçlendirilmesine hizmet edecektir. Aynı şekilde Türkiye’nin katılım sağladığı Ufuk 2020 (Horizon 2020), Yaratıcı Avrupa (Creative Europe), İşletmelerin ve KOBİ’lerin Rekabet Edebilirliği Programı (COSME) ve İstihdam ve Sosyal Yenilikçilik (EaSI) gibi Birlik Programları da iletişime destek sağlamak üzere etkin olarak kullanılacaktır.


Tarih: 15 Nisan 2016